Hava muharebelerinde ezber bozacak: Gökvatan’da üçlü ittifak Posted on 15 Haziran 2026 by Yusuf Arslan Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, “Türkiye NATO’yu silahlandırmak istiyor” başlığıyla yayımlanan röportajda özetle şunları söyledi: 20 YILDA BÜYÜK DÖNÜŞÜM: Türkiye’nin savunma sanayisi son 20 yılda büyük bir dönüşüm geçirdi. Büyük ölçüde dış tedarike bağımlı olduğumuz bir dönemden, şirketlerimizin farklı operasyonel alanlarda gelişmiş sistemleri tasarlayabildiği, geliştirebildiği, üretebildiği, modernize edebildiği, sürdürebildiği ve ihraç edebildiği bir döneme geçtik. Bugünkü önceliğimiz bu dönüşümü sürdürülebilir bir şekilde pekiştirmektir. Bizim için teknolojik bağımsızlık bir slogan değil; stratejik bir gereklilik. Bu, kritik teknolojileri güvence altına almak, tedarik zincirlerimizi güçlendirmek, kendi mühendislik yeteneklerimizi geliştirmek ve güvenlik güçlerimizin ihtiyaç duydukları her an güvenilir sistemlere erişebilmelerini sağlamak anlamına gelir. Türkiye’nin amacı, NATO’nun caydırıcılık ve savunma duruşuna daha etkin bir şekilde katkıda bulunmak ve aynı zamanda dost ve müttefik ülkelerle uzun vadeli ortaklıklar geliştirmektir. Türk savunma ürünlerinin ve teknolojilerinin caydırıcılığa, meşru güvenlik ihtiyaçlarına, bölgesel istikrara ve barışa hizmet etmesini istiyoruz. Haberlerimizi Google’da Takip Edin En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin. Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin STRATEJİK ORTAK GÖRÜLMEK İSTİYORUZ: Türkiye, geniş, olgun ve son derece yetenekli bir savunma sanayi ekosistemi geliştirmiştir. Bugün, ulusal ve yerli yeteneklerimizle savunma sanayi spektrumundaki hemen her önemli kategoriyi üretme, bakımını yapma ve sürdürme konusunda endüstriyel derinliğe ve insan sermayesine sahibiz. Gücümüz tam olarak bu çeşitlilikte yatmakta. Sadece tek tek ekipman parçaları değil, entegre çözümler sunabiliyoruz. İhracat yaklaşımımız da ortaklık odaklıdır. Sadece bir tedarikçi olarak görülmek istemiyoruz. Eğitim, bakım, modernizasyon, yerel kapasite geliştirme ve koşullar uygun olduğunda ortak üretim ve teknoloji işbirliğini destekleyebilecek stratejik bir ortak olarak görülmek istiyoruz. EN YÜKSEK CAYDIRICILIK: Geleceğin savaş alanı, sistemler sistemi tarafından şekillendirilecektir. Bu nedenle sadece platformun kendisi üzerinde değil, etrafındaki tüm mimari üzerinde de çalışıyoruz. Yeni nesil insansız sistemlerimiz, Türkiye’nin beşinci nesil Milli Muharebe Uçağı KAAN ile uyumluluk da dahil olmak üzere, gelecekteki birlikte çalışabilirlik göz önünde bulundurularak geliştiriliyor. Önümüzdeki dönemde, insanlı ve insansız sistemler giderek daha fazla birlikte çalışacak ve karmaşık operasyonel ortamlarda birbirlerini tamamlayacaklar. Temel amaç açıktır, en yüksek caydırıcılık seviyesine ulaşmak. Türkiye’nin insansız sistemleri, krizleri tırmandırmak için değil, saldırganlığı maliyetli, etkisiz ve sürdürülemez hale getirerek önlemek için geliştirilmektedir. ‘KAAN, ulusal teknoloji ekosistemi’ Birkaç stratejik program, Türkiye’nin savunma sanayisinin bir sonraki aşamasını şekillendirecek. Bunlar arasında KAAN, KIZILELMA, ANKA III, TB3 ve katmanlı hava savunma sistemlerimiz özellikle önemli. Gelecekteki uçak gemisiyle ilgili konseptler ve kısa pistli deniz havacılığı yetenekleri de dahil olmak üzere deniz havacılığı vizyonumuz da önemli bir etkiye sahip olacak. KAAN sadece bir savaş uçağı projesi değil. Ulusal bir teknoloji ekosistemi. Entegre mimari KIZILELMA ve ANKA III, insansız savaş havacılığında bir sonraki bölümü temsil ediyor. Bu platformlar, insanlı ve insansız unsurların entegre bir mimari içinde birlikte çalışacağı gelecekteki hava muharebe konseptleri göz önünde bulundurularak geliştiriliyor. TB3, yeni bir operasyonel konsept getirmesi nedeniyle stratejik olarak da önemlidir. Kısa pistli deniz platformlarından operasyon yapabilme yeteneği, özellikle esnek ve uygun maliyetli çözümlere ihtiyaç duyan ülkeler iç
Hava muharebelerinde ezber bozacak: Gökvatan’da üçlü ittifak